20 Kasım 2012 Salı

Bir Uykusuzun Rüyası Vol#4

Tüm gün sokakta çiçek satmış bir kadına, akşam eve döndüğünde kocası tarafından çiçek verilmesi kadar ironik şuan hayatım... Ya da yerdeki parkeler... Hepsi birbirine benziyor ama duvar dibine denk gelenlerden ziyade hep belli bir güzergahı kullanıyoruz. Ortadakiler yılların izini ve göz kenarlarındaki kırışıklıkları taşırken kenardakiler ilk günkü kadar taze ve masum. Masum çünkü kimse banyodan çıplak ayaklarla çıkmak zorunda kalıp duvar dibindeki bir parke yüzünden kayıp düşmemiştir. Ben bile... Herkes doğuştan şanslı olmuyor...

Hava ve oda karanlık... Apartmana biri girdiğinde otomatik olarak yanan ışığın dış kapınınn üst camından yaydığı hüzme haricinde hiç bir ışık yok. Akşam saatleri, iş çıkışı. Apartman girişinin en hareketli olduğu saatler benim için bu ışık oyunundaki toz dansının akşam seansı anlamına geliyor. Perde ve gözlerim açılmak üzere. Işığa denk gelen her bir toz tanesinin başına buyruk hareket etme ihtimali her zaman etkilemiştir beni. Ama bunun boş zamanlarımda üzerine düşündüğüm bir şeymiş gibi görünmesini istemem. Başlı başına bir iştir bu. Her haftasonu evi temizlemek ya da 3 haftada bir mutlaka duş almak gibi...

Ses röntgencisi olduğumu farkettiğim ve bunu kabullendiğim yıllardan bu yana sesler hep rahatsız etmiştir beni. Günün belki de tek hareketli saatinde apartman trafiğini dinleyerek başka hayatlara tanıklık etmek, dahil olmak... Yalnızlığı bastırma ya da giderme yollarının 1001 türlüsünden yalnızca biri... Bir çeşit meditasyon... Gözlerini kapat, odaklan, rahatla, dinle... Dünya senin etrafında dönüyor şuan. Hisset. Boş vakitlerimde kendimle çelişiyorum. Uykumun olduğu ama uyuyamadığım zamanlarda. Mahremiyet bakımından karşı pencereyi gözetlemekten altta kalır yanı var mıdır sesi dinlemenin? Kafamda sadece sorulardan oluşmuş 1001 gece masalları... Hem de bu saatte...

Küçükken de annemin altın günlerinde havada asılı duran dedikodu sesleriyle uykuya dalardım. Zaman geçtikçe hayat acımasızlaşıyor, acıtıyor demek ki sesler uyku kaçıracak kadar. Oysa zaman her şeyin ilacı derler. Kimse son kullanma tarihinden bahsetmez. Ben de öyle...

Şşşşt... Gösteri başlıyor...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder