6 Kasım 2012 Salı

Bir Uykusuzun Rüyası Vol#1

"Tam yerinde dokunan bir ud solosu gibi kısa ve naif'ti ömrü."

Tavanın kararmaya yüz tutmuş beyazlığında gözlerim kamaşmaya başlamışken bu cümle düşüyor zihnime. Kalkıp yazmalıyım. Kalkamıyorum. Çünkü ya göz tabakamdaki çizgilerin dansıyla beyaza bakmaktan kafam güzelleşti ya da her zaman ki gibi üşeniyorum. Sabah bir şekilde uyandığımda bu cümleyi hatırlamayacağım ve bir ayağını engin mühendislik bilgisizliğimle tamir ettiğim masada üşengeçliğimle karşılıklı kahvaltı yaparken gergin gergin susacağız karşılıklı. Biliyorum suç bende olacak yine. çünkü o sadece bekledi.
Masadaki son domates parçasına benden önce hamle yaparak evde başka domates olmadığı gerçeğini yüzüme vurmak dışında herhangi bir yanlışı yok onun... Tahmin ettiğim gibi de oldu. Üşendim ve hala yatakta, hala tavana bakıyorum. Aşırı milliyetçi bir japon kamikaze askeri gibi tepemde dönüp duran sivrisinek, İşten geldiğim kıyafetimle yatakta sızmadan önce açmış bulunduğum Eric Clapton'a eşlik ediyor. İnatçı ve de detone. Kalkıp duvara yapıştırmalıyım. Ama bunun için kendimi motive etmeliyim. Çünkü "Üşenmek Güzeldir" diye bir film dönüyor kafamda. Filmi yanlış hatırlıyor da olabilirim. Haydi kalk! Öldür onu! Seni daha fazla sinirlendirmesine izin verme! Hem Eric de rahatsız oluyor... Raid reklamlarında gönüllü oynayabilecek düzeye ulaşmışken fırlattığım yastık sessizliği sağlıyor.

Sabahın 4 buçuğu. Düşünüyorum. "Yerinde dokunan kısa ve..." Gözüm ağrıyor. Sağ gözüm. Eric nolur sus artık. Diğer insanları düşünüyorum. Kaçıncı uykuda hangi rüyada olduklarını... Ayıp bir şey, olan var olmayan... Sokaktan geçen arabanın ışıkları perdenin deseniyle tavanda dans etmeye başlıyor. Gölgelerin filmi. İzlemeyi çok isterdim ama gözüm ağrıyor. Sağ gözüm. Gölegeler yerini eşyaların olağan gölgelerine bıraktığında her zaman ki gibi sandalyenin gölgesini bambaşka bir şeye benzetiyorum. Sandalyeye bakmam. Kukla oturuyor olabilir. Korkuyorum. Bir saniye uykum gelebilir her an. Sıkıca kapatıp gözlerimi deniyorum. Gelen o değil. Düşünmemem gerektiğini düşünüyorum. Sabah iş var. Söylememe gerek yok biliyorum. Hatırlatmaktan nefret ediyorum. Uyumam gerekiyor. Son bir çaba sarfetmem gerek. Bu yatak en azından bunu hak ediyor. 10'dan geriye sayacağım ve gevşeyip uyuyacaksın. 10, 9, 8, 7, 6, 5, rahatlıyorum, 4, 3, gözlerimi yavaşça kapatıyorum, 2, 1, 0... Göz kapaklarım ağırlaşıyor ve üstüne de tüm haşmeti ve korkutuculuğuyla bir tutam sabah ezanı...

Gözlerim kapalı artık.

Uyumuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder