8 Kasım 2012 Perşembe

Bir Drink aldım DİL'İM Yandı...

Yeni bir insanla tanıştığınızda dikkatinizi ilk çeken şey ne olur?

Bu önem verdiğiniz şeylerle bağlantılıdır. Ya da pazar klasiği magazin dergilerindeki testlerle yarışırcasına insanlar ilk izlenimden karakter analizi yapmaya çalışırlar. Kıyafet seçiminin, ya da zevkinin karakteri belli ölçüde yansıttığına katılıyorum evet ama sadece kıyafete bakarak insanları yargılamaya çalışanları da vitamin ziyanı olarak görüyorum. Belki garip gelecek ama ben bir insanda "Gramer"'e dikkat ederim. Benim için gramer ve Türkçe kullanımı çok önemli. Ha ben hiç mi gramer hatası yapmıyorum? Tabiiki yapıyorum ama gözlemlediğim kadarıyla şuan ki nesil gramerden ve Türkçe'den bihaber. Bunun bence en önemli etkeni "okumamak". Toplum olarak zaten okuma oranının en düşük olduğu ülkelerin başında geliyoruz. Gençlik okumak yerine sabahtan akşama kadar dizi izleme, internette geyik yapma, kim kimle nerde ne yapmış bunun dedikodusunu yapmakla meşgul. Hepsi değil tabii, okuyan, araştıran kesim de mevcut. Ama genel tablo çok acı. Bilmem kimin kimle nerde yakalandığına ayırdığı zamanın çok daha azını bir şeyler okuyup, kendine ilim anlamında bir şeyler katmaya harcasalar her şey çok daha farklı olurdu.

Her zaman savunduğum bir tez var; Bu ülkenin 3'te 1'i şimdi hemen bir kitabın sayfasını açsa, yarın hemen her televizyondaki evlilik programlarından tutun da diğer tüm saçmalıklar yayından kalkar. Önemli olan; ayda bir yapılan temizlik kapsamında ya da bayramdan bayrama yapılan temizliklerdeki gibi televizyonun camını silmek değil içini temizlemek... İçini de ancak ve ancak okuyarak, bilgilenerek, uyumayarak temizleyebiliriz...

Bugün haberlerde cinsel suçların %400 arttığı yazıyordu. Hangi kanal buna değindi? Kimler bu karanlığın farkında? Televizyonun içindeki kirliliğin bu durum üzerinde ne kadar etkisi var sizce?

"Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak"

Ben 15 dakikamdan feragat ediyorum. Gerçekten ihtiyacı olan bir ergene bağış yapabilirim. Bu isteğini düzgün bir türkçeyle yazarak başvurması koşuluyla... "Ayh buqn nholdu biLiymsn" şeklinde bir yazım trendiyle çok afedersiniz güzel Türkçemizin ... koydular. Türkçe-Emoca karışımı sanırım bu.

Bir diğer saçmalık da Türkçe-İngilizce karıştırarak konuşmaya çalışma... Bu daha da vahim. Dün yakın bir arkadaşımla bir kafede oturuyoruz. Yan masada bir kadın hararetli bir biçimde karşısındakine bir şeyler anlatıyor. Konuşmanın bir yerinde durdu ve dedi ki; "Who cares yani?" Bu ne şimdi? "Selamın Hello" mesela. Bu güruhun öncülerinden biri de Pelin Batu. "Neden türkçenin arasına sürekli İngilizce kelimeler katıyorsunuz?" sorusuna "Çünkü İngilizce düşünüyorum" gibi evladiyelik bir cevap vermişti kendisi... Adamın biri, bir galeride test sürüşü yapmış... Arkadaşına anlatıyor... "Abi müthiş bir driving experince yaşadım." Öl sen. Yaşama...

Bir milleti millet yapan dili'dir. Bir milleti parçalamak istiyorsanız önce dil'ine saldırısınız, onu yok edersiniz. Bu demek değil ki TDK'nın "Kaldırgaçlı Götürgeç" gibi muhteşem çevirilerini kullanalım. Tabiiki evrenselleşmiş standart isimleri kullanmalıyız. Ama böyle değil. BhöyLe OhlMamaLı.

1 yorum:

  1. Güzel bir nokta, insanlar yaptıkları hatanın ve bunun neler getireceğinin farkında değil. Hepimizin yanlış kullanımı mutlaka oluyordur önemli olan bunu normalleştirmemek. Bazen şımarıklık yaparım ben de ama dozunda olmalı diye düşünüyorum.
    Bu dili resmi evraklarda bile kullanıyorlar, inanamıyorum bazen.

    YanıtlaSil