10 Aralık 2012 Pazartesi

Bir Uykusuzun Rüyası Vol#8

İçimde uyuyan bir seri katil var. Bazen o kadar yavaş ve sessiz hareket ediyorum ki onu uyandırmamak için, kendi kendime konuşurken bile küçük harfler kullanıyorum. Bazen içimde bir çıtırdı oluyor, şöyle bir kıpırdanıyor yattığı yerde, korkuyorum... Neyse ki uykusu ağır.

Ben yüzyıllara meydan okuyan bir uykusuzluk besleyip büyütürken; içimde bir seri katil uyutmak, kişiliğimi harddisk gibi ikiye bölmek, kendime çok hissettirmesem de yoruyor beni. Katillerin, cinayet mahaline dönmek dışında bir gün kendilerini de öldürmek gibi standart huyları vardır. Bir gün içimdeki de aynı düşünceye kapılırsa diye bir yedekleme korkusu sanırım bu.

Bu sabah işe gitmedim. Kalkamadım koridorun rutubetli köşesinden... Dönme dolap bensiz de döner, bir sorun olmaz sanırım. Bugün hiç bir şey yapmak istemedim, istemiyorum. Şaşırabileceğiniz üzere uyumak da buna dahil. Çoğu lider ve bilim adamı kısa boylu olduğundan kendini gerizekalı gibi hisseden bir arkadaşımın telefonunu reddedip yerimden zor da olsa kalkıyorum. Kimse düşünmüyor bu adam ne yiyip içiyor diye. Ben de dahil. Ama dedim ya, istemiyorum. Sesler... Tekrar ve tekrar...

Dış kapının gözetleme merceğinden apartmanın akıl almaz hareketli hayatını izlerken, çocukluğumu ve hiç bir zaman elma şekeri yememiş olduğum gerçeğini gördüm delikten. Bir çocuk için de en azından bir seri katil kadar belli başlı standartlar yok mudur? Uçurtmam olmadı mesela benim. Bisikletim de... Küçükken sahip olamadığı şeyleri içinde biriktirip, yüzyıllar içerisinde kömürleşen odun parçaları gibi öldürme isteğine dönüştürebilir mi insan? Onca hayat ben küçükken bir uçurtmaya sahip olamadım diye  sönmüş olabilir mi? Bu kadar kolay mı insanlardan nefret etmek? Hayat adil değil. Ya da çok sevdiğim bir söz var buraya yakışacak; "İnsanlar eşittir ama bazıları daha eşit."

Dizlerimi kendime çekiyorum. Doğru dürüst yapılamamış bir çocuğun, doğru dürüst alamadığı cenin pozüsyonu... Ben buyum işte.

4 yorum:

  1. Bir öldürme dürtüsünü mü uyutuyorsun içinde yoksa kastetiğin yaşadıklarının öfkesini bastırmak mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu soruya yanıt vermesem daha iyi olur :) Çünkü bu bir kurgu. Bence sorunuzun cevabını sonraki bölümleri okuyarak kendiniz bulun. Hem daha eğlenceli olur hem de karakterin gizemi kaybolmaz...:)

      Sil
  2. Sorunları büyük bu karakterin:)))

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar,

    Bu bloğunuzdan o kadar etkilendim ki; bir okudum, bir daha okudum, hatta bir daha okudum. En az on kere okumak gerekir. Bir uykusuzun, uykusuzluğunun anatomisini anlatmışınız ama, o kadar güzel bir anlatım olmuş ki, herşey yerli yerindeydi.

    Uykusuzluk çok kötü. Ben en sonunda uykusuzluğumu yendim ve uyuyabilmeyi başardım ama, içimdeki uykusuzluğu uyutmayı bir türlü başaramadım. Şimdi sıra onda.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil