10 Haziran 2014 Salı

Fütursuz Bilgiler Vol#14 - Erol Taş

Yeşilçam'ın "Taş kalpli" adamı o. Filmlerin kötü karakteri.. Bana kalırsa hak ettiği değeri görememiş, dünya çağında bir oyuncu ve her şeyden de öte adam gibi adam Erol Taş. Gerçekten de düşünüyorum acaba zamanında Amerikalı bir yapımcı onu tanısa, keşfestse ne olurdu diye. Emin olun ki şuan Dünya Sineması karakter oyuncularında ilk sıralarda yer alıyor olurdu.

Erol Taş çok ama çok zor bir sanat yaşamı sürmüş. Filmlerinde oynadı kötü karakterler öylesine üzerine yapışmış ki, sokakta onu gören insanlar ona küfreder, saldırır olmuş. Bu iki şeyin göstergesi olabilir;

Birincisi bizim halkımızın o zamanlar -ki hala bazen etkilerini görebiliyoruz- sinemada oynayan bir filmle gerçek hayatı birbirinden ayırt etmekte güçlük çektiği, ikincisi de bu durumun tek sebebinin Erol Taş'ın çok gerçekçi oynayışı olduğudur. İnsanlar o kadar inanırlarmış ki onun kötü bir adam olduğuna, yediği dayakları anlatsa bitiremezmiş Erol abi.. Bunun bir çok örneği var sinemamızda. Örneğin yakından da tanıdığım "Tecavüzcü Coşkun" abimiz. Bugüne kadar tanıştığım en naif, ağzından küfrün "k"'si çıkmayan, bu zamana kadar ne yaptıysa; sanatı ve düzgün bir şekilde yetiştirmeye çalıştığ çocuğu için yapan güzel insan, aile babası. Biz tekrar dönelim Erol abi'ye..

Erol Taş'ın eşini çok genç yaşta kaybettiğini ve 3 çocuğuna hem annelik hem babalık yaptığını biliyor muydunuz? Kafamızda oluşturduğumuz, kötü kalpli, sevenleri ayıran, insanların mutluluğunu engellemeye çalışan Erol Taş karakterlerine ne kadar ters düşen bir görüntü di mi? :) Ama gerçek bu. Onların yemeklerini yapan, çamaşırlarını yıkayan, öğle uykusuna yatıran, uyandıklarında parka oyun oynamaya götüren hep bu melek kalpli kötü adam..

Karısını amansız bir hastalık sonucu kaybettikten sonra çocuklarıyla yaşamaya çalışan Erol Taş'ın öldükten sonra da yüzü gülmedi.. Belki hatırlarsınız; ölümünden biraz zaman sonra mezarını açıp bacağını çalmışlardı Erol Taş'ın. Bazen gerçekten anlam veremiyor insan. İyi insanların hayatları bazen hak ettikleri gibi iyi gitmeyebiliyor. Böylesine fedakar bir babanın, İşinde Dünya standartlarında bir oyuncunun, tertemiz kalpli bir insanın hak ettiği bir yaşam ya da ölüm mü? Kimse hak etmez orası ayrı bir konu.. Ama hafızamda hep yer etmiştir bu olay. İnsanların yeri geldiğinde filmden çıktıktan sonra sokakta karşılaşınca taşladıkları bu adam bence bunu hak etmedi. Kaldı ki yaşarken, öldükten sonra bile saygı duymadılar. Ruhun şad olsun Erol Taş...

6 yorum:

  1. okuyunca aklıma geldi yine fena oldum yaa.zaten ülkemizde gerçek "değerlerimiz" hep ihmal edilmiş unutulmuş vs.Erol Taş da onlardan biri.hakettikleri saygı ve değeri veremedik onlara :(

    YanıtlaSil
  2. aynen gerçekten dediklerine katılıyorum. hak ettiği değeri bulamamış bir sanatçıydı. (

    YanıtlaSil
  3. Vaay ne kadar etkileyici bir hayat hikayesiymiş .
    İzleyici bu dönemde bile oyuncuları belli bir karakterle özdeşleştiriyor ve başka rollere yakıştıramıyor onları.

    YanıtlaSil
  4. Ruhu şad olsun. İnsanlarımız sinema dili, kültürü konusunda aslında hala yetersizler, hani taşlama olayı da gerçeklikle ayırt konusunda yaşanan bir konu bence. Çünkü hala bunu yaşayan insanlar var, az sayıda da değiller. Not: Zeki Müren'de bizi görecek mi hesabı :) Yeşilcam da bir çok oyuncu eğer keşfedilseydi bugün bambaşka bir sinemamız olabilirdi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnsanlarımızın bu konuda öğrenmesi gereken, bilinçlenmesi gereken bir çok şey var. Sinema kültürü yok bizde. Bir film nasıl izlenir, sinemaya nasıl gidilir, nasıl davranılması gerekir, bu adab kuralları bile oturmamış hala. Değişecek gibi de görünmüyor.

      Sil
  5. Yesilçam filmlerinde, oyuncuların manav dan çıkarken ellerindeki o kağıt poşetlerin görüntülerini ararken kendimi burda buldum. Erol Taş abi nin hayat hikayesini bilmeden daha, o taş kalpli kötü karakterleri oynar iken, ben bu adamın ne Kadar iyi kalpli bir insan olduğunu görmüştüm.. hayatım da çok önemli bir yer olan, değeri asla bilinmeyen büyük üstad. Evet, bir Amerikan filminde oynasa, dünyada efsane oyunculardan biri olarak gösterirlerde.. Ama biz hangi değerimizi , koruyabildik ki, Kıymetini bildik ki ? Her gördüğümde Erol abiyi, duygulanırım, keşke böyle büyük ustalar ile ölmeden tanisabilseydim, ki ben doğduğumda ölmüş idi.. mekanı cennet olsun.. bu yazıyı yazdığınız için size çok teşekkür ederim, Allah razı olsun..

    YanıtlaSil