11 Nisan 2013 Perşembe

Olsaydın Sen de Keşke...

Gözlerinizi yavaşça kapatın.. O kadar yavaş olsun ki, kirpikleriniz göz yaşınızla ıslanmış teninize değdiğinde oluşan sesi bile duyabilin. Artık karanlık. İstediğiniz renge boyayabilirsiniz. Çocuk olun mesela tekrar. Sabah gün ışığı yanağınıza vurup uyandırsın sizi ve annenizin özene bezene hazırladığı kahvaltı sofrasından bir dilim yağlı ekmek çalıp sokağa atın kendinizi. Çoktan başlamış olsun sokaktaki cıvıltı, hatta geç kalmış olun oyuna.

Çarçabuk arkadaşlarınızın arasına karışıp günün enerjisini boşaltmaya başlayın öğlen güneşi ve annenizin tembihleri başınıza geçmeden. Oyun bitince; bitmez ya, ara verilince Aysel Teyze'nin bahçesine dalın cümbür cemaat.. Ama sessizce. Mutlaka vardır her mahallede bir Aysel Teyze ve bahçesi korkmayın.. Erik çalın, elma çalın.. İçinizde bulunan doğuştan günah keçisini ağaca çıktığı an adını haykırarark ispiyonlayın ve kaçın.. Peşinizden gelip sitem ettiğinde herkes falazdan birer erik versin tatlıya bağlayın.. Öğle vaktine doğru eve çağrılın sonra... Kapıdan girer girmez apartmandaki komşuların dedikodu sesleri kulağınıza, annenizin onlara yaptığı türk kahvesinin kokusu burnunuza çarpsın. Doğruca elinizi yüzünüzü yıkamak için banyoya yollanın ki bir de annenizin eli çarpmasın.

Öğlen uykusuna yatırılın sonra. İstemeyin hiç. Ama yatırılın. İlerde ofiste sabahlayacağınız iş temposunda o günlerin kıymetini anlayacağınızı bilmeden yatmamak için direnin.. Yorgun düşüp uyuyakalın sonra. 2 saat sonra bir komşu kahkasıyla uyandığınızda sokaktaki maç başlamak üzere olsun. Uyku sersemi ilk golü kaçırdığınız için kızsın arkadaşlarınız size. Ama bilsinler yetişmek isterken maça merdivenlerden koşarken giymeye çalıştığınızı ayakkabılarınızı.. Hatta 1-2 basamak yuvarlandığınızı.. Ama aranızda kalsın..

Kim daha yüksek sesle annesini çağırabilecek diye basbas bağırın ve balkona çıkartın sinirlendirdiğiniz annenizi.. Sabahtan akşama kadar boka batmış tipinizi görünce sinir falan kalmayacaktır zaten merak etmeyin. Sonra "Bozuk para var mı?" diye miyavlamaya başlayın bozuk para olduğu halde daha fazlasını vereceğini bildiğiniz annenize.. Arkadaşlarla abur cubur partisi yapın sonra.. Abur cuburun dibine vurun, kafanız gazozdan çakır keyif olsun.. Aşağı mahallenin çocuklarıyla didişin ve cipsine hatta taso'suna maç yapın.. Kazanırsanız eğer mahallesinin onurunu ayaklar altına alınmaktan kurtaran askerler gibi, elinizde cips paketleriyle göğsünüz dik gelin mahallenize.. Havanın kararması yada ezan okununca ezandan daha çok mahallede adınızın yankılanması sizi yolunuzdan döndürmesin. Annenizdir merak etmeyin.

Havanın kararması pek çok anlama gelebilir ama bir çocuk için saklambaça uygun koşullar oluştu anlamına gelir unutmayın. Yorgun düşene, yorgunluktan annenizin kızmalarını, "Babana söyliycem"'lerini duyamayacak hale gelinceye kadar oynayın.. Aynı yere saklanmayın ama.. Olmaz öyle..

Ve Sonra.. Sonra eve gelin.. Yıkasın sizi anneniz.. Ya da kendiniz yıkanabiliyorsanız aferin.. Süzülsün bacaklarınızdan tüm günün eğlence tozları. Çamur ya da kir değil onlar asla.. Yıkanın ki yarın yine kirlenmenin tadı, anlamı olsun.. Sonra dünyanın en güvenli yerinde yastığa koyun başınızı. Yaşayın.. Bunları yapamayan çocukları, belki de her şey yolunda gitseydi sizin gibi olacak olan, sizinle bu güzellikleri paylaşabilecek olan, çocuk mantığıyla bakkaldan alınanlar 3'e bölünecek diye düşünseniz de hayatınıza tahmin edemeyeceğiniz güzellikler katabilecek ölü doğan kardeşinizi düşünün.. Onun için de yapın bunları...

Açın gözlerinizi.

3 yorum:

  1. Ne güzel anlatmışsın
    Bi an kendi çocukluğuma gittim, gelmek istemedim ama senin yazın bitti ve maalesef geri geldim.
    Ve şimdilerde çocuk olup da bunlarını yapamyan çocuklariçin üzüldüm. Emeğine sağlık geröektengerçekten çok güzel bi yazı olmuş

    YanıtlaSil
  2. Eline, yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil