24 Mayıs 2012 Perşembe

Tabiatın Sessiz Çığlığı

Nereden ve nasıl başlamam gerektiğini tam olarak kestiremiyorum ama bugün hala yağmurdan, bir şemsiye satın alarak yada herhangi bir saçak altına girerek korunmaya çalışan insanlar var. Peki neden? Hiç klişe sebepleri bir kenara bırakıp düşündünüz mü? İnsanlar neden çekinir yağmur aniden bastırdığında? Neden hemen gardlarını alırlar? Çünkü makyajlı bir dünyada yaşıyoruz... Yağmur; insanlığın, dünyanın temizleme sütü olabilir mi? Olmalı mı? İnsanlar gün içinde kendilerine yazdıkları rolleri oynarken kullandıkları maskelerin ıslanmasını ister mi ki? Bu yüzden midir acaba iş görüşmesine yetişmeye çalışan bir kadının şaçak altına saklanması? Islanırsa yada rimelleri akarsa tüm birikimi de akar mı onunla? Ya da karısını aldatan bir erkeğin hazırladığı yalanı söylerken takınacağı yüz ifadesini ıslatıp altındaki yavşaklığı meydana sereceğinden korktuğu için midir bu kaçış? Bir anda bastırır... Ne güzel değil mi? Sırılsıklam, sucuk gibi, sıçan gibi... Bir sürü ifade ver bunun için dilimizde ama özünde savunmasızlık, kalkansızlık var aslında... "Sana sırılsıklam aşığım!" Sırılsıklam çünkü yalan söylemiyorum. Tüm kartlarım açık oynuyorum. İnsanlar buna cesaret edemedikleri için korkuyorlar aslında ıslanmaktan. Halbuki doğa ne güzel çaresini bulmuş... Artık tahammül edemeyeceğini hissettiği an  koyuveriyor suyu...

Küçüklüğümde yağmur yağarken, anneme "allah baba ağlıyor mu yani?" diye sormuştum. Annemde tüm bilimsel kimliğiyle cevaplamıştı; "evet." Ama sonra anladım ki bunlar aslında tabiat'ın gözyaşlarıymış... Sigara dumanını farkeden bir ofis alarmı gibi, çirkeflik, iğrençlik, kötülük nerde fazlalaşırsa, müdahale etmeye çalışan ama kimsenin fark etmediği, doğanın sessiz çığlığıymış... Örneğin ilkokuldan bu yana coğrafya derslerinde bize şu öğretilmiştir; "Ülkemizin doğusu daha yüksek olduğundan daha soğuktur ve dolayısıyla kar yağışı çok sık görülür." Ama şimdi düşündüm de, bence yine tabiatın masum ve sessiz bir müdahalesi bu. Lanetlenesi terörün, verilen şehitlerin, kinin öfkenin kana buladığı toprakları doğa kendi çabalarıyla beyaza boyamaya çalışıyor olamaz mı? Elinden bu kadar geliyordur belki? Gerisini insanlığın o çok güvendiği ve işe yaramayan aklına, vicdanına bırkamıştır? İşe yaramayan çünkü 2 otomobil fazla satmak uğruna doğayı mahveden, buzulları eritip dengeyi alt-üst eden, mayıs'da Van'ın uç bir köyüne hala kar yağmasını sağlayan biz ve o işe yaramayan vicdanımız değil mi ki? Ha, az önce kar konusunda bir doğa önlemi dedik evet ama mayısta bile bu çığlığı atmasına sebep biz değil miyiz? Her zaman söyledim, ve her zamanda savunacağım... Sadelik, doğallık... Gerisi boş. Ben şuan bunları görüyor ve düşünüyorsam bilmiyorum çocuğum ne yapar, nerede yaşar. Herkesin çevresine biraz daha duyarlı olması dileğiyle...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder