Sayfalar

yasak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yasak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ocak 2013 Perşembe

Portakalı Soydum...

Bugün "Şeker Portakalı"Yla ilgili haberi okumuşsunuzdur. Bir türkçe öğretmeni "Şeker Portakalı" kitabını öğrencilerine ödev veriyor. Fakat bir veli bu kitap ödev verildiği için, kitabın içinde Türk örf-adetlerine uygun olmayan ve argo bir içerik bulunduğu gerekçesiyle öğretmeni şikayet ediyor. Ve bunun üzerine bizim kültür seviyesi muhteşem(!) Milli Eğitim Bakanlığımız öğretmen hakkında soruşturma açıyor. Bir diğer örnek de İzmir'de yaşanıyor. Steinbeck'in ünlü "Fareler ve İnsanlar" kitabının bazı bölümleri İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü Kitapları İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından sakıncalı(!) bulunuyor...

İşin en ilginç tarafı bu 2 eserin de Milli Eğitim Bakanlığının önerdiği "Okunması Gereken 100 Temel Eser" listesinde yer alması. Hem öneriyorsun okunmalı diye hem de sakıncalı bulup okutan öğretmen hakkında soruşturma açıyorsun... Benim çocukluğumun en güzel ve benim için en değerli kitaplarından biridir "Şeker Portakalı".

Ülkedeki yozlaşma tavan yapmışken, televizyonlar rezalet durumdayken ve yalnızca şiddet, seks ve tüketim pompalanırken, çocuklar için hazırlandığı iddia edilen programlar bile annelerini kesen, sokak ortasında karısını bıçaklayan nesiller yetiştirmişken, 15 yaşında kız çocukları istemedikleri kişilerle evlendirilip akrabaları tarafından tecavüz edilince namuslarının kirlendiğini düşünen yaratıklar tarafından töre gerekçesiyle öldürülürken... Tüm bunların yaşandığı bir ortamda siz bu kitapta geçen kelimelere "argo" diyorsanız kimse kusura bakmasın ama bu kitap böyle bir ortam için yukarıdan indirilmiş kutsal kitap gibi kalır.

Devletin başındaki ucube zihniyetler dini sömüre dursun, sanatı engellemeye çalışsın... Yedirmezler size o portakalı!

9 Kasım 2012 Cuma

Geldikleri Gibi Giderler...

İçim acıyor düşündükçe. Yarın 10 Kasım. Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ü daha büyük bir özlemle anacağımız gün. Ve böylesi bir günde bu zamana kadar karşılaştığımız en mantıksız ve en iç acıtan yasakla karşı karşıyayız. Yarın 10 Kasım nedeniye belli bir saate kadar Anıtkabir'e girmek yasak!

Bu nasıl içine tükürülesi bir mantıktır? Neden? 29 Ekim kutlamalarından rahatsız olan kesimin akılları sıra intikam alma çabalarından başka nedir ki bu? Yapılan açıklama ne peki? "Çelenk koyma töreninin zaman alması" vs... Bu zamana dek hiç bir sıkıntı olmuyordu, yasaklama olmuyordu da şimdi mi var? Bu kadar büyük bir değişime tanık olacağımı gerçekten hayal bile edemezdim. Ben ilkokuldayken okullar özellikle otobüsler tutarak, organize olmaya çalışarak, oraya daha erken nasıl varabiliriz de Atamızın huzurunda yer alabiliriz diye çabalayarak katılım göstermeye çalışırdı. Ama ya şimdi? Ders kitaplarından bile ATATÜRK'e ait her şeyin çıkarılmaya çalışıldığı bir dönem. "Anıkabir'e girmek yasak" ne demektir ya? Bu nasıl bir saçmalıktır? Düşündükçe çıldıracak gibi oluyorum gerçekten!

Sen kimsin ki bunu yasaklayabileceğini düşünüyorsun? Kimsin?! Sen hayatını bir ülkeyi kurtarmaya adamış ve bunu başarmış Mustafa Kemal'in karşısında nesin? Senin yaptığının tek bir açıklaması var;

Tüm dünyanın gelmiş geçmiş en büyük lider olarak kabul ettiği Başkumandanımızı kendi milletine sevdirtmeme çabası... Ve altına imzamı atarım ki yurt dışında ATATÜRK'bizim toplumumuzdan daha iyi tanıyor ve değerini daha iyi biliyorlar. Küba lideri Fidel Castro, Ülkede kendi heykelinin dikilmesine izin vermeyip, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün heykelini diktirmiştir. O sömürmek için kullandıkları dini rahatça yaşayabilmelerinin tek sebebi olan ATATÜRK'e ihanettir yapılan. Başka bir şey değil. Her değerimize sahip çıkmaya çalışan Yunanistan yarın bir gün Atamıza da sahip çıkacak en sonunda. "O bizim paşamızdı, bizi denize dökmedi aslında şakalaşıyorduk" falan diyecek... Böyle kepazelik olmaz arkadaş... Olmaz... Bu millet nasıl bir millet, nasıl bu hale gelindi gerçekten aklım almıyor. Ama benim içimde küçücük de olsa bir umut var. Ulu Önder'imin bir lafına tutunuyorum hala...

"Geldikleri Gibi Giderler!"

23 Ekim 2012 Salı

29 Ekim'de Cumhuriyet'e Doğru Bir Adım

Hani diyoruz ya "biz farkında olmadan değişiyor her şey" diye... Hani rakı sofralarımızda önce ülkeyi, vakit kalırsa dünyayı kurtarırken "ülke çok kötüye gidiyor" başlığı altında toplanıyoruz ya?... Ben artık kesinlikle bazı şeylerin alttan alttan, hissettirilmeden değiştirilmeye çalışıldığına inanmıyorum. Belki hala bazı sofralarda 3. kadehten sonra her şey daha toz pembe görünüyor olabilir ama şuan siyah'ın en sinsi tonu'nu yaşıyoruz hep birlikte... Ama hala gözleri bu karanlığa alışamayıp göremeyenler mevcut sanırım.

Bu sabah gördüğüm haber beynimden vurdu beni. G3 mermisi gibi döndü durdu içerde ve iz kaldı. 29 Ekim'de yürüyüş yapmak Başkent'te yasak. Bu ne demek? Bu nasıl bir şey? Nasıl bir zihniyet Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün sayesinde elde ettiğimiz Cumhuriyet Bayramımızı yürüyüşlerle, Çeşitli etkinliklerle kutlamamızı kısıtlamaya çalışır? Hangi zihniyet bundan rahatsız olur? Bu değerlere hiç bir saygısı olmayan, Bu "değerlerin" değerinin farkında olmayan, ülkeyi kendi emellri doğrultusunda cehalete ve karanlığa sürükleyen zihniyet rahatsız olur. Eskiden bu tarz değişimleri tepki toplamamak adına alttan alttan yapan bu örümcek kafalar baktılar ki meydan boş, baktılar ki bu toplum hiç bir şeye gerektiği gibi tepki göstermez, gösterse de yeni bir yarışma programı ya da dizi yayına girer ve unuturlar; demek ki o kadar da çekinmeye gerek yok diyerek tam güç verdiler motorlara...

Okullarda sabahları okuduğumuz andımız yasaklanmaya çalışıldı önce. Sınıflarda asılı duran Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK posterleri faşist bulunarak kaldırılmak istendi. Müfredattan ATATÜRK inkılapları çıkartıldı. Seçmeli Kur'an dersleri getirildi. Ama dikkat, "zorunlu seçmeli". Seneye "zorunlu"... 19 Mayıslar Stadyumlarda yapılmasın dendi sonra... Bunlar gerçekten bir gidişat ifade etmiyor mu gerçekten çok merak ediyorum. O kadar üzülüyorum ki Atamın emanetinin geldiği duruma...

Ve bugün...

Başkentte 29 Ekim yürüyüşü yasaklanıyor, İstanbul'da da her yıl yapılan "Cumhuriyete Bağlılık Yürüyüşü" için Kadıköy Belediyesi Bayrak süslemesi yapmak istediğinden Büyükşehir Belediyesiyle gerginlik yaşanıyor. Sebep? Bayraklarla süslemek istediği için. Bunların hepsi BAHANE! Bildiğin teker teker Cumhuriyet'e ait tüm değerleri yok etmeye çalışıyorlar. Ama ne olacak? 2 gün. Sadece 2 gün yankılanacak ve sonra Kuzey Güney yada O Ses Türkiye konuşulacak... 2012 Bütçesinden 3 milyar 891 milyon alan Diyanet işlerine 2014 için 4 milyar 604 milyon kaynak ayrılmış! Nasıl? Süper di mi? E ama adamlar da haklı canım... O kadar yeni imam geliyor... Aç mı kalsın adamlar?

Sözün özü; Bu yıl 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında Katılacağınız yürüyüşlerde atacağınız her adım Cumhuriyete doğru atılmış, atılacak bir adımdır. Herkesin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramını şimdiden kutlarım.