16 Şubat 2015 Pazartesi

Ben Utanıyorum..


Söze nerden başlamak gerek bilmiyorum.. Gelinen radde artık söz kaldırır mı yada bir babanın, bir annenin böylesine bir acısını herhangi bir söz tasvir edebilir mi onu da bilmiyorum..

Bir çok şey söylendi bu vahşetin ardından ama benim korktuğum bir şey var;

Olay duylduğu andan itibaren kırıntı kadar vicdantaşıyan herkes tepkisini gösterdi. Kimi sessiz bir çığlıkla kimi boğazlarını yırtarcasına.. İnsan olan herkes doğası gereği isyan etti, kadını erkeği yok bu işin.. Sokaklara dökülündü, bu haklı isyanı da kaldıramadı bazıları ve insanlara acısını bile doğru dürüst yaşama hakkı verilmeyerek bir de orada tekme tokat savruldu. Yine de yürüdük.. Siyahlar giydik.. Ya da buna benzer kimin elinden ne geliyorsa..

Peki sonra?

İşte benim korktuğum nokta bu.. Kars'ta, 9 yaşındaki Mert Aydın'ın uğradığı tecavüzün üzerinden ne kadar geçti? Ne yapıldı bunun için? Suçlular nasıl cezalandırıldı? En önemlisi bundan ibret alındı mı ya da tedbir alındı mı? Başka bir Özgecan vahşeti yaşanmaması için daha kaç tane kendi tükürüğünde boğulası, sapık, cahil, yobaz zihniyete gencecik insanlar kurban gidecek? Kimse bana eğitimle demesin. Değil çünkü. Belki çok önce öyleydi ama o tren buralardan kaçalı çok oluyor.

Öylesine leş bir toplum olmuşuz ki böylesine bir vahşet üzerinden bile prim yapılmaya çalışılıyor. Futbol programları bile bu gencecik kızın fotoğraflarının altına duygusal müzik koyup, tripten tribe girerek reyting yapma, gündemden kendilerine düşen payı çıkarma peşindeler. Kendini "sanatçı" olarak nitelendiren bir insanlık müsveddesi, bu olayın hemen ardından yine suçu kadınlarda arayan bir zihniyetle "kendiniz kaşınırsanız böyle olur" demeye getiren bir tweet yazıyor. Eceli gelen köpek cami duvarına işer misali.. Ama tahmin ettiği gibi olmuyor ve halk sessiz kalmıyor bu zihniyete. Baktı ki olacak gibi değil önce siliniyor o yazı, ardından az önce bahsettiğim futbol programına bağlanıyor ve yine ve yine mağdur edebiyatıyla, kendisine bir linç kampanyası başlatıldığını iddia ederek hem kendisini aklamaya hem de özür dilemeye çalışıyor.. Çünkü biliyor ki yediği halt bundan sonra bırak para kazanmayı, sokağa bile çıkmasını engelleyecek. Çünkü çıkarları insanlıklarından önce geliyor! Çünkü biliyor ki bu insanlık dışı düşüncesine olan tepkiler daha da büyürse sahibi onu adaya götürmez.. Ama şöyle bir gerçek var; Bazı şeylerin özrü olmaz.

Hadi bunu bi kenara bırakalım.. O kim ki diyebilirsiniz.. Haklısınız da. Devlet nerede? Gezi zamanında; hiç yaşanmadığı halde, kabataş'ta başörtülü bir "bağyan"'ı zincirli ve deri pantolonlu adamların taciz ettiği iddiasını daha aslı astarı var mı diyerek incelemeden savunmaya kalkan, lafa gelince kadınlar her şeyimizdir, Annelerimizdir, bacımızdır, onlar bize Allah'ın emanetidir deyip, böylesine kabataştaki gibi hayal ürünü olmayıp gerçekten yaşanmış bir vahşet karşısında sessiz kalan hükümet nerede? O 9 yaşındaki erkek çocuk da mı mini etek giyiyordu? Onun da mı rızası vardı? diye sorarlar adama.. "Adama" derken lafın gelişi.. Ama lafa gelince muhafazakar, lafa gelince müslümanız.. Evet.

Benim derdim ne yapılması gerektiği.. Artık ne yapılmalı ki bir daha böyle bir vahşet yaşatılamasın ve 3 gün sonra unutulup gerizekalı rutin televizyon hayatlarına dönülemesin..

Bir annenin "Kızım çok acı çekmiştir, keşke kurşunla öldürseydiler." lafını duyduğumda durdu benim için zaman. O iki tane hayvan için diliyorum ki ölmesinler. Asla. Bu kadar kolay değil. Ölmek için yalvarsınlar ömür boyu. Ömür boyu sürecek bir işkence olsun. Adam da değiller, Erkek de değiller ama kağıt üzerinde onlarla aynı cinse mensup olarak geçtiğim için ben utanıyorum..

Umarım rahat uyursun güzel kız.