30 Ağustos 2013 Cuma

Yarın Çok Geç Olabilir...

Oldum olası gri renkten nefret etmişimdir. Nereye nüfuz etmiş olursa olsun. Bu ister bir obje olabilir, ister bir kıyafet ya da beyin hücresi...

Ama bugün bir kere daha gördüm ki asıl zararlı olan hücre olanıymış. Bu sabah bir yandan bunu düşünürken bir yandan da şansıma üzüldüm. Okkalı küfürler savurdum içimden. Çünkü daha dün tramvayla bu güzel merdivenin önünden geçerken etkilenip tekrar gelmeyi ve fotoğrafını çekmeyi düşünmüştüm. Görür görmez bir çok kişi gibi beni de gülümsetmişti. Bu tarz hayata "renk" katan şeyler, hareketler, insanlara moral verir ve ekstra hiç bir gereksinim duymadan insanların motivasyonunu yükseltir. Bunu yapmadı mı? En olmadı şu renkleri aniden gören insanın bir anlık gülümsemesi bile gün içinde parayla satın alamayacağınız cinsten değerli ve lükstür.

Bugün sabah haberleri bir açtım ki belediye, emekli orman çalışanının 4 gün emek vererek boyadığı merdiveni tekrar "gri"'ye boyamış. Bu nasıl olabiliyor gerçekten anlamıyorum! Yani nesinden rahatsız oldunuz ki bunun? Renklerden de mi korktunuz? Farklı düşüncelerden, farklı seslerden köpek gibi korkan bir yönetim olduğunuzu zaten biliyoruz ama bu kadar mı ödünüz kopuyor? Bu kadar mı acizsiniz? İnsanların mutluluğuna sebebiyet verebilecek böylesine güzel bir hareketi bile kabullenemeyip düşüncelerinizin rengine buluyorsunuz..

Bugün bir kere daha anladım ki, hiç bir şeyi, hayatınızdaki hiç bir güzelliği ertelemeyin.. Hele ki bu ülkede.. Karşınıza çıkan, sizi etkileyen ilk güzelliği yaşayın.. Ve bırakmayın.. Ben öyle yaptım ve hayatımın en güzel varlığını görür görmez onunla evlendim.. Gelip bizi gri'ye boyayamasınlar diye..

1 Ağustos 2013 Perşembe

Düşünüyorum, Öyleyse Yokum..

Ne denir bilemedim.. Seversiniz sevmezsiniz, düşünceleri size yakındır ya da kenarından kıyısından dahi geçmez. Ne olursa olsun bir kalemi susturamazsınız. Bir düşüncenin ifade edilme özgürlüğünü kısıtlayamaz, buna müdehale edemezsiniz!

Bugün Can Dündar'ın Milliyet Gazetesinden "Kovulduğu" haberi düştü. Ki böylesine anti-demokratik bir hareketin yanında, durumu basına bildirirken kullanılan kelimenin acizliğine girmiyorum bile. Söylentiler üzerinden gidersek bu ayrılığın sebebinin Can Dündar'ın "Gezi Olayları" ile ilgili yazdıkları ve Mursi konusunda hükümetinkinin aksine bir tavır takınması gösteriliyor. Ne kadar doğru ne kadar yanlış gerçekten bilmesem de ben doğru olduğunu düşünenlerin arasındayım.

Dediğim gibi seversiniz ya da sevmezsiniz, ama bir insanı düşüncelerini ifade ettiği için, bu düşünceler sizinkiyle uyuşmadığı için, topluma ulaşabileceği mecradan uzaklaştıramazsınız. Ki bu semboliktir aslında. Bunu zaten isteseniz de yapamazsınız. Çok mu zor Can Dündar'ın bir web sitesi kurup buradan yazılarını paylaşması? Ama konu bu değil. Konu fikir özgürlüğüne vurulmaya çalışılan pranga..

Umarım daha güzel günler bekliyordur bizi...